kerem ok: E-ÖĞRENME ve KÜLTÜR - 2
Önceki yazımda da belirttiğim gibi eğitim, kültür ve teknoloji birbirini döngüsel bir biçimde etkilemektedir. E-öğrenme sistemleri de teknoloji kullanarak verilen bir eğitim yöntemi olduğu için bir milletin sahip olduğu kültürel değerlerin e-öğrenme sistemlerindeki öğrenimi etkilemesi kaçınılmazdır. Bu faktörleri bir önceki bölümde anlatılan üç kategoride ele alacağız.
Linguistiğin E-öğrenme Sistemlerindeki Etkisi:
Bir önceki bölümde linguistiğin en önemli alanlarından birinin dilbilim olduğunu belirttik. Belki de bilgisayar sistemlerindeki en önemli sorun, bilgisayar sistemleri ürünlerinin (klavye, yazılım, kullanım kılavuzu, vb.) aslında İngilizce diline dayanmasıdır. İngilizce dilinde üretilen e-öğrenme araçlarının o dilin kültürünü farklı dillerde yansıtmadığı görülmektedir. Bir çalışmada, farklı kültürel olgulara sahip bireylerin ürettiği yazılımların kültürel faktörler için test edilmeleri durumunda, bu yazılımların değiştirilmesinin gerekli olacağı belirtilmiştir. Çözülmesi gereken en önemli sorun, İngilizceye dayanan eğitim araçlarının, (kullanılan dil için) zekayı harekete geçirecek bir kültür aracına dönüştürülmesidir. Bu çalışmaların sonuçları bize e-öğrenme sistemlerini geliştirmede kullanılan dilin özel olarak kullanılan dil için geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle, İngilizce ya da başka bir dil için geliştirilen e-öğrenme sistemlerini kullanmak yerine, toplum tarafından kullanılan dile dayalı bir e-öğrenme sistemi kullanmak gereklidir.
Linguistiğin bir başka alanı görsel araçlardır. Grafik ve resimler bir kültürün görsel dilidir ve geliştirilen dijital sistemin kültüre özgü görseller kullanması gereklidir. Ayrıca, öğrenme sistemlerinde, sembollerin ve sembollerin kullanıcının kültürünü iyi yansıtması gerekmektedir. Bu semboller ve imgeler sözel dil yerine kullanılabildiğinden, ara yüzlerde uluslararası imgeler ve semboller yerine kültüre özgü sembollerin kullanılması, e-öğrenme sistemlerinin anlaşılmasını artırabilir. Bir kullanılabilirlik problemi çalışmasında, bu problemlerin çoğunun renklere, grafiklere, sembollere, resimlere, sembollere, tarih-zaman formatı gibi kültüre özgü olmayan faktörlerden kaynaklandığı görülmüştür. Bu görsel ifadeler kullanılabilirliği ve öğrenmeyi azaltabilir ve farklı kültürlerdeki insanlar açısından politik veya dini bir unsur olarak görülebilir ve bu nedenle uygunsuz ve itici olabilir. Bu tür ifadelerin en belirgin örneği, güneş, hilal, çapraz, yıldız gibi sembollerdir. Bulgulara göre, uluslararası bir e-öğrenme sistemindeki grafikler ve semboller ilgili dile ve kültüre özel olarak e-öğrenme sistemlerine entegre edilmelidir. Aksi takdirde, sistem öğrenciye itici olabilir veya öğrencinin kavrayışını azaltabilir.
Linguistik alanına giren diğer bir faktör ise ara yüz tasarımlarının kullanıcılara ifade ettikleri şeylerdir. Kültür birçok insan için bir gurur kaynağıdır ve e-öğrenme sistemlerinin ara yüzlerinde kültürel faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Öte yandan, kültüre uygun ara yüz tasarımının kullanıcının sisteme olan ilgisini arttırmasına, ara yüzü daha iyi anlamasına ve sistemle daha iyi etkileşime girmesine yardımcı olduğu görülmektedir. Farklı kültürlerden oluşan bir sistem kullanılması durumunda, ara yüzdeki navigasyonun, iletişimin ve görünümün farklı şekillerde anlaşılması, kafa karıştırıcı ve hatta kullanıcılar için itici olduğu belirtilmektedir.
Kültürler arası bir çalışmada Japonya, Almanya ve ABD'nin üç farklı kültürüne ait insanlar ve web sistemleri karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda, Japon merkezli sistemlerin% 90'ından fazlasının kültürel karakterler, semboller ve para birimleri kullandığı görülmüştür. Bu sistemlerde kullanılan sembollerin sadece %23'ünün Kuzey Amerikalılar tarafından anlaşıldığı görülmüştür. Ara yüz tasarımlarında, Japonya sitelerinin çoğu menünün üst ve sol tarafında bulunmakta, Almanyada ise solda ve altta bulunmaktadır. Bir başka ilginç sonuç da Japonya sitelerinin navigasyon araçlarında çok daha fazla sembol kullanmasıdır. İçerik açısından, Japonya sitelerinde %70'lik bir içerik kullanılırken, ABD ve Almanya merkezli siteler ise %28 ve %20 oranında içerik kullanmaktadır.
Comments
Post a Comment